Ezekiel 27

Studovat vnitřní smysl

Turkish         

← Ezekiel 26   Ezekiel 28 →

1 RAB bana şöyle seslendi:

2 ‹‹İnsanoğlu, Sur Kenti için bir ağıt yak.

3 Denizin kıyısında kurulmuş, kıyı halklarıyla ticaret yapan Sur Kentine de ki, ‹Egemen RAB şöyle diyor: ‹‹ ‹Ey Sur, güzellikte kusursuzum dedin.

4 Sınırların denizin bağrındaydı,
Kurucuların güzelliğini doruğa ulaştırdılar.

5 Bütün kerestelerini
Senirin çam ağaçlarından yaptılar,
Sana direk yapmak için
Lübnandan sedir ağaçları aldılar.

6 Küreklerini Başan meşelerinden,
Güverteni Kittim kıyılarından getirilen
Selvi ağaçlarından yaptılar,
Fildişiyle süslediler.

7 Mısırın işlemeli ince keteninden yelkenin,
Bayrağın oldu senin.
Güvertenin gölgeliği Elişa kıyılarının
Lacivert, mor kumaşındandı.

8 Kürekçilerin Saydalı ve Arvatlıydı,
Gemicilerin, içindeki becerikli kişilerdi, ey Sur.

9 Gemilerindeki gedikleri onaranlar
Gevalın deneyimli, usta adamlarıydı.
Denizdeki bütün gemiler ve denizciler
Mallarını değiş tokuş etmek için sana geldiler.

10 Persli, Ludlu, Pûtlu askerler
Ordunda hizmet etti.
Kalkanlarını, miğferlerini
Duvarlarına astılar,
Sana görkem kazandırdılar.

11 Arvattan, Helekten gelen adamlar
Çepeçevre duvarlarını korudular.
Gammattan gelen adamlar
Kulelerinde beklediler.
Kalkanlarını duvarlarına astılar.
Güzelliğini doruğa ulaştırdılar.

12 ‹‹ ‹Tarşiş seninle ticaret yaptı,
Sende her çeşit mal vardı.
Mallarına karşılık
Sana gümüş, demir, kalay, kurşun verdiler.

13 Yâvan, Tuval, Meşek seninle ticaret yaptı,
Mallarına karşılık
Sana köle ve tunç kaplar verdiler.

14 Beyttogarma halkı
Mallarına karşılık
Sana at, savaş atı, katır verdi.

15 Rodos halkı seninle ticaret yaptı.
Birçok kıyı halkı senin müşterindi.
Senden aldıkları mala karşılık
Fildişi ve abanoz verdiler.

16 Sende çok çeşit ürün olduğundan,
Edom seninle ticaret yaptı.
Mallarına karşılık
Sana firuze, mor kumaş, işlemeli giysiler,
İnce keten, mercan, yakut verdiler.

17 Yahuda ve İsrail seninle ticaret yaptı.
Mallarına karşılık
Sana Minnit buğdayı, darı, bal, zeytinyağı, pelesenk verdiler.

18-19 Ürünlerinin çeşitliliği, malının bolluğundan ötürü
Şam seninle ticaret yaptı.
Mallarına karşılık
Sana Helbon şarabıyla Sahar yünü,
Uzaldan getirilmiş şarap tekneleri verdi.
Sana getirilen mallar arasında
İşlenmiş demir, tarçın, güzel kokulu kamış vardı. metin ‹‹Vedan ve Yâvan halkı alışveriş yaptı››.

20 Dedan halkı mallarına karşılık
Sana eyerlik kumaş verdi.

21 Arabistan ve Kedar önderleri müşterindi,
Mallarına karşılık
Sana kuzu, koç, teke verdiler.

22 Saba ve Raama tüccarları seninle ticaret yaptı,
Mallarına karşılık
Sana her çeşit baharatın en iyisini, değerli taşlar, altın verdiler.

23 Harran, Kanne, Eden, Saba, Aşur, Kilmat tüccarları
Seninle ticaret yaptı.

24 Pazarlarındaki mallara karşılık
Güzel giysiler, lacivert kumaş, işlemeler,
Sık dokunmuş, iplerle sarılmış renkli halılar verdiler.

25 Ticaret gemileri senin mallarını taşıdı,
Denizin bağrında büyük yükle doldun.

26 Kürekçilerin seni açık denizlere götürdü,
Ama doğu rüzgarı
Denizin bağrında parçaladı seni.

27 Gemin kazaya uğrayacağı gün,
Zenginliğin, malların, ticari eşyaların,
Gemicilerin, kılavuzların, kalafatçıların,
Seninle ticaret yapanlar,
Askerlerin ve gemide olan herkes
Denizin derinliklerine batacak.

28 Gemicilerinin bağırışından
Kıyılar titreyecek.

29 Kürekçiler gemilerini bırakacak,
Gemicilerle kılavuzlar kıyıda duracak.

30 Yüksek sesle haykırıp
Senin için acı acı ağlayacaklar;
Başlarına toprak serpecek,
Külde yuvarlanacaklar.

31 Senin yüzünden başlarını tıraş edecek,
Çul kuşanacaklar.
Senin için acı acı ağlayacak,
Yas tutacaklar.

32 Ağlayıp yas tutarken,
Senin için bir ağıt yakacaklar:
Her yanı denizle çevrili Sur Kenti gibi
Susturulmuş bir kent var mı?

33 Malların denizaşırı ülkelere vardığında
Birçok ulusu doyurdun,
Büyük zenginliğin, çeşit çeşit malınla
Dünya krallarını zenginleştirdin.

34 Şimdiyse denizde, suların derinliklerinde
Darmadağın oldun,
Malların ve çalışanlarının tümü
Seninle birlikte battı.

35 Kıyı halkları
Başına gelenlere şaştılar;
Krallarının tüyleri korkudan diken diken oldu,
Yüzleri sarardı.

36 Ulusların arasındaki tüccarlar,
Başına gelenlere şaşacaklar;
Sonun korkunç oldu.
Bir daha var olmayacaksın.› ››

← Ezekiel 26   Ezekiel 28 →
   Studovat vnitřní smysl
Swedenborg

Hlavní výklad ze Swedenborgových prací:

Arcana Coelestia 4453, 10227

Apocalypse Explained 840

Apocalypse Revealed 606, 759

Heaven and Hell 365

The Inner Meaning of the Prophets and Psalms 150


Další odkazy Swedenborga k této kapitole:

Arcana Coelestia 117, 425, 426, 1154, 1156, 1158, 1171, ...

Apocalypse Revealed 166, 406, 450, 492, 503, 538, 725, ...

The Lord 28


References from Swedenborg's unpublished works:

Apocalypse Explained 50, 70, 195, 242, 314, 355, 375, ...

Jiný komentář

  Příběhy:

Hop to Similar Bible Verses

Genesis 10:2, 3, 4, 7, 10, 15, 18, 28, 25:3, 13, 43:11

Exodus 30:23

Deuteronomy 3:9

Joshua 13:5

Judges 11:33

1 Kings 10:1, 2, 22

2 Kings 19:12

1 Chronicles 1:7

2 Chronicles 2:7, 9:21, 17:11

Esther 4:1, 3

Job 2:12

Psalms 48:8, 83:8

Proverbs 7:16, 17, 27:26

Song of Solomon 1:5, 4:14

Isaiah 7:8, 42:11, 60:7, 66:19

Jeremiah 2:10, 6:26, 8:22, 9:16, 19, 25:22, 46:9

Ezekiel 19:1, 23:42, 25:13, 26:1, 27:2, 32, 28:1, 30:5, 32:2, 26, 38:2, 5, 6, 13

Daniel 11:30

Joel 1:13

Amos 9

Zechariah 9:2, 3

Revelation 18:9, 11, 12, 13, 19

Word/Phrase Explanations

RAB
The Lord, in the simplest terms, is love itself expressed as wisdom itself. In philosophic terms, love is the Lord's substance and wisdom is His...

ağıt
The children of Israel represent 'lamentation' by various things which signified some evil of the church among them for which they were punished. When they...

diyor
As with many common verbs, the meaning of “to say” in the Bible is highly dependent on context. Who is speaking? Who is hearing? What...

gümüş
'Silver,' in the internal sense of the Word, signifies truth, but also falsity. 'Silver' means the truth of faith, or the truth acquired from selfhood,...

Demir
'Iron,' in Deuteronomy 8:9, signifies natural or rational truth. Iron' signifies natural truth, and consequently, the natural sense of the Word. At the same time,...

at
'A horse' signifies knowledges or understanding of the Word. In an opposite sense it signifies the understanding of the Word falsified by reasonings, and likewise...

katır
'A mule' signifies rational truth, and 'a female mule,' the affection of rational truth.

fildişi
'Ivory' signifies natural truth.

İsrail
'Israel,' in Jeremiah 23:8, signifies the spiritual natural church. The children of Israel dispersed all the literal sense of the Word by falsities. 'The children...

bal
'Honey' signifies the delight derived from good and truth or from the affection thereof, and specifically the external delight. Thus it signifies the delight of...

Şam
Damascus and Aroer (Isaiah 17:1, 2) signify the knowledges of truth and good. See Eliezer of Damascus.

şarap
Wine played a key role in the ancient world, where safe, reliable water sources were scarce. It could be stored for long periods of time;...

Dedan
Dedan (Gen. 10) signifies the knowledges of celestial things of an inferior order, such as consist in ritual observances. Dedan, in Jer. 49:8 signifies rituals...

Arabistan
Arabia ('Jeremiah 49:29') signifies the church which is in truths from good. Arabia signifies spiritual good, and the Princes of Kedar, spiritual truths ('Ezekiel 27:21')....

taşlar
Stones in the Bible in general represent truths, or things we know concerning the Lord and what He wants from us and for us in...

altın
Gold means good, and just as gold was the most precious metal known to ancient mankind so it represents the good of the highest and...

Ticaret gemileri
Ships were used in the ancient world – as they generally are now – to carry freight from nation to nation for trade. The various...

gün
The expression 'even to this day' or 'today' sometimes appears in the Word, as in Genesis 19:37-38, 22:14, 26:33, 32:32, 35:20, and 47:26. In a...

Dünya
'Lands' of different nations are used in the Word to signify the different kinds of love prevalent in the inhabitants.

yüzleri
“The eyes are the windows of the soul.” That’s a sentiment with roots somewhere in murky antiquity, but one that has become hopelessly cliché because...


Přeložit: